+90 312 419 2995

Ana Sayfa / Cinsel Sağlık

1) CYBE Nedir? Bulaş yolları, belirtileri, korunma yolları, test periyotları vb. ?

  • CYBE cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar demektir.
  • Cinsel yolla bulaşan 30’dan fazla bakteri, mantar, virüs ve parazit temelli enfeksiyon bilinmektedir.
  • CYBE’ler; kişiden kişiye genellikle korunmasız cinsel ilişki yoluyla bulaşmaktadır.

- Cinsel ilişki terimiyle kastedilen; anal, oral ve vajinal cinsel ilişkidir.

- Bunun yanında kan ve kan ürünleri, enjektörlerin ortak kullanımı, gebeden yenidoğana, doğum veya emzirme esnası da geçiş yolu olabilir.

  • Meni ve vajinal sıvı enfeksiyona sebep olacak etmeni taşıyabilir. Ayrıca bazı enfeksiyonlar yakın temas ile de taşınabilir.
  • Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlarda çoğu bireyde belirti ortaya çıkmayabilir

- Bu yüzden düzenli aralıklarla testlerin yaptırılması önemlidir.

- Her cinsel yolla bulaşan enfeksiyon için gerekli test süresi doktora danışılarak öğrenilmelidir.

  • Buna rağmen belirti gösteren kişilerde en sık karşılaşılan şikayetler şu şekilde olabilmektedir:

- Sık idrara çıkma, idrar yaparken ağrı, yanma

- Anüsten, penisten veya vajinadan akıntı

- Anüs çevresinde, vajina çevresinde, penis yüzeyinde yaralar, siğiller ve uçuğa benzer döküntüler

- Anüs veya dış üreme organları çevresinde şişlikler

- Cinsel organlarda kaşıntı

- Ağrılı cinsel ilişki

  • Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar tedavi edilmezse kişilerin; fiziksel, psikolojik ve sosyal yaşam standartlarında düşüş meydana gelebilir.

2) Gonore

  • Halk arasında bel soğukluğu olarak bilinen gonorenin etkeni Neisseria Gonorrhoeae adlı bakteridir.
  • Enfeksiyon cinsel ilişki (anal, oral, vajinal) yoluyla yayılır.
  • Kuluçka süresi 2-5 gün arasındadır. En fazla bir hafta içerisinde belirtileri ortaya çıkmaktadır.

. Enfeksiyona neden olacak etmenin vücuda girdikten sonra çoğalmaya başladığı döneme kuluçka süresi denir. Aynı zamanda bu kuluçka süresinde kişilerin yaptırdığı testlerde enfeksiyona neden olacak etmen saptanamaz. Enfeksiyon; kuluçka süresinde de bulaşıcıdır.

  • Gonore; idrar yolunda, rahim boynunda, ağız, boğaz, göz ve anüs bölgelerinde görülebilir.

. Ayrıca kan dolaşımıyla deri ve eklemlere de yayılabilir.

  • Belirtileri ise;

. Vajina, anüs veya penisten sarı-yeşil, kokulu, bol miktarda akıntı

. İdrar yaparken acıma ve yanma hissi

. Sık idrar yapma isteği

. Cinsel ilişki sırasında ağrı

  • Enfekte olan bir kişiyle oral seks sonucu bakteri boğaza da yerleşebilir. Bu durum bazen boğaz ağrısı ve yutma güçlüğüne neden olabilir.
  • Gebeden yenidoğana da geçiş mümkündür.
  • Antibiyotik ile tedavi edilir. Tedavi edilmese bile birkaç hafta içerisinde belirtiler kendiliğinden kaybolabilir. Fakat bu durum yine de enfeksiyonun tam atılmış olunduğunu göstermez.
  • Gonore ile enfekte kişilerin mutlaka bir hekime başvurması gerekir.

3) Sifiliz

  • Frengi olarak da bilinmektedir.
  • Treponema Pallidum adlı bakterinin yol açtığı bir enfeksiyondur.
  • Kişiden  kişiye frengi yarasının (şankr) direkt teması ile (cinsel ilişki, öpüşme, dokunma) geçiş sağlanmaktadır.
  • Vulva, rahim ağzı, anüs, penis, burun ve ağızda ağrısız yaralar görülebilir.
  • Tedavi edilmediği takdirde tüm vücuda yayılabilir.
  • Enfeksiyon 3 evrede ilerlemektedir.
  • İlk evrede, bakteri vücuda girdikten sonraki 3 haftada ilerler. Vücutta frengi yaraları (şankr) görülmektedir. Lezyonlar kendiliğinden kaybolabilir fakat ikinci evreye geçmemesi için tedavi edilmesi önemlidir.
  • İkinci evrede bakteri vücuda yayılmaktadır ve vücudun farklı bölgelerinde farklı belirtiler göstermektedir (kaşıntılı olmayan döküntüler, lenf bezlerinde şişlikler, kas ağrıları, ateş gibi bireylere bağlı, değişik alanlarda belirtiler). Diğer evreye geçmemesi için tedavi şarttır.
  • Son evre olan geç/sessiz evrede enfeksiyonun belirtileri olmasa da yapılan testler pozitif çıkmaktadır ve bulaştırıcıdır. Bu evre 5-15 yıl sürebilmektedir. Bu evrede kalp, beyin, gözler gibi birçok organda hasar ortaya çıkabilir. Bu hasarlar; enfeksiyonun birinci evresinden tedavi edilmezse yıllar sonra ortaya çıkmaktadır.
  • Erken teşhis ve tedavi önemlidir. Bu yüzden düzenli aralıklarla test yaptırmak gerekir.
  • Bu teşhisi alan kişilerin temas ettiği kişiler de test yaptırmalıdır.
  • Sifiliz uygun antibiyotik ile tedavi edilmektedir. Bu yüzden tanı alındıktan sonra hekime görünmek önemlidir.
  • Sifiliz tedavi sonrası da tekrardan geçişi olabilen bir bakteridir. Yani vücutta bağışıklık oluşturmaz.

4) Klamidya

  • En sık görülen bakteri etmenli enfeksiyondur.
  • Bakteri; idrar yoluna, rahim boynuna ve anüs bölgesine yerleşir.
  • Dış etkenlere karşı dirençli bir bakteridir.
  • İlk belirtiler 2 hafta içerisinde çıkmasına rağmen belirtisiz de seyredebilir.
  • Yaygın belirtiler arasında;

. Beyazımsı- sarı renkte akıntılar

. İdrar yaparken ağrı, yanma

. Anüs bölgesinde ağrı ve akıntı

. Sık idrar yapma isteği

. Cinsel ilişki sırasında ağrı

. Alt karın ve kasık bölgelerinde ağrı

  • Uygun antibiyotik ile tedavisi mümkündür. Düzenli olarak tedaviye uyulursa tedavi bakteriyi vücuttan tamamen atar.
  • Bir hekim kontrolünde tedavi gerekir.
  • Enfekte kişinin partnerleri/ partneri de test yaptırıp ihtiyaç görülürse tedavi edilmelidir.

5) Trikomonas

  • Hücreli bir parazit sebebiyle ortaya çıkar.
  • Vajina ve idrar yoluna yerleşir ve sıklıkla belirtili bir hastalık tablosuna yol açar.
  • Erkeklerde çoğunlukla belirti göstermeyebilir.
  • Belirtiler olması halinde, enfekte olunduktan sonraki 20 gün içerisinde ortaya çıkar.
  • Belirtileri;

. Bol miktarda, yeşilimsi sarı, köpüklü akıntılar

. Dış cinsel organlarda kaşıntı, kabarıklık, döküntü, tahriş ve duyarlılık

. Cinsel ilişki sırasında ağrı

. Karın ağrısı

. İdrar yaparken ağrı

. Sık idrara çıkma

  • Akıntıdan alınan örneklerin incelenmesiyle hareketli parazitlerin tespiti 1-2 dakikadadır.
  • Tedavisi uygun antibiyotikle mümkündür. Mutlaka bir hekime başvurulmalıdır.
  • Partnerin/ Partnerlerin de tedavisi mutlaka gereklidir.

6) HPV

  • Human Papilloma Virus (HPV) adı verilen bir virüsün genital siğillere yol açmasıdır.
  • Vücuda girmesinden sonraki 3 ay içerisinde ortaya çıkar.
  • Virüsle enfekte olunduktan sonraki ilk birkaç aydan birkaç yıla kadar belirti göstermeyebilir fakat bu süreçte enfeksiyon bulaşıcıdır.
  • Virüs; penis üzerinde, genital bölgede, dış cinsel organlarda, anüste veya rahim ağzında belirti gösterir. Ancak her zaman çıplak gözle görülmeyebilir.
  • HPV doğrudan temas ile bulaşır. Yani kondomun örtemediği yerlerde de virüs olabileceği için kondom her zaman işe yaramayabilir. Yine de kondomun koruyuculuğu vardır.
  • Genital siğiller genellikle iyi huyludur. Fakat bazı durumlarda ilerleyici kansere sebep olabilir.
  • Bazı HPV tiplerinde kişiler belirti göstermeyebilir. Bu yüzden düzenli test yaptırmak önemlidir.
  • Virüsü vücuttan atacak etkin bir tedavi yoktur. Dondurma veya yakma gibi işlemlerle siğiller tedavi edilebilir. Ancak enfeksiyon sonraki aşamalarda da tekrarlayabilir.
  • HPV’nin belirti tiplerine yönelik aşısı vardır. Ancak Türkiye’de genel sağlık sigortası kapsamında değildir.
  • Cinsel pratikleri olanların %80’i hayatlarının bir döneminde HPV’nin bir türü ile karşılaşmaktadır.
  • HPV ile enfekte olunduktan sonra mutlaka bir hekime başvurulması gerekir.

7) Herpes

  • Genital uçuk enfeksiyonu da denmektedir.
  • Genital uçuk enfeksiyonuna Herpes Simpleks Virüsü (HSV) neden olmaktadır.
  • HSV ile enfekte kişilerle yaşanan anal, oral ve vajinal cinsel ilişki yoluyla geçiş olmaktadır.
  • Genital organlarda içi su dolu, uçuğa benzer küçük yaralar (lezyonlar) en yaygın belirtisidir.
  • Buna rağmen çoğunlukla belirtisiz ya da hafif belirtili geçmektedir bu yüzden de kişiler enfekte olduğunun farkına varamayabilir. Belirti gösterilmeyen durumlarda da  bulaşıcı olduğu unutulmamalıdır.
  • Düzenli test yaptırmak önemlidir. Belirti alanların bir hekime başvurması gerekmektedir.
  • Dudak uçuğu olan kişilerle gerçekleştirilen oral seks, genital uçuğa neden olabilir.
  • Kondom korunmada etkili bir yöntemdir fakat kondomun kapatamadığı yerlerde de virüs olabileceği için her zaman etkili olmayabilir.
  • Tedavi ile kabarıklıklar önlenebilir ancak vücuttan tamamen uzaklaştıracak bir tedavi henüz yoktur. Herpes bu yüzden tekrarlayabilen bir enfeksiyondur.
  • Aktif belirtilerin olduğu dönemler geçiş riskini arttırmaktadır.

8) Hepatit B

  • Hepatit B bir virüstür.
  • Kişilerin kan, tükürük, cinsel sıvı, ter gibi vücut sıvılarında bulunur.
  • Yoğunlukla kan, cinsel sıvılar, süt gibi vücut sıvıları ve plasenta ile geçiş olur.
  • Kuluçka süresi 2-6 ay arasında kişilerin bağışıklığına göre değişmekle beraber kişilerin %75-80’inde belirti göstermeyebilir.
  • Virüs olumsuz koşullara karşı çok dirençlidir. Bu yüzden geçiş oranı çok yüksektir.
  • Belirtileri ise;

. Aşırı halsizlik, yorgunluk

. İştah kaybı, bulantı, kusma

. Deride sararma

. Karın ağrısı ve karaciğer bölgesinde hassaslaşmadır.

  • Hepatit B enfeksiyonu tedavi edilmediği takdirde, Hepatit B virüsünün yol açtığı hasara bağlı karaciğer iltihabı ve hasarına Hepatit B Hastalığı denmektedir.
  • Cinsel sıvılardan geçiş riskini kaldırmak için kondom kullanımı önemlidir.
  • Aşı en etkili korunma yoludur. Türkiye’de Hepatit B aşısının ilki devlet tarafından karşılanmaktadır ve yenidoğanların aşılanma takvimlerinde mevcuttur. Fakat belli bir süre sonra aşı koruyuculuğunu kaybedebilir. Bundan sonraki aşılanmaları devlet karşılamamaktadır. Aşı; makul bir fiyata, eczanelerden, doktor reçetesi ile ulaşılabilir.
  • Hepatit B’ye karşı aşı koruyuculuğunu ve enfekte olma durumunu kontrol etmek için düzenli test yaptırılması önemlidir.
  • Tedavisi mevcuttur fakat yine de vakaların %5’i kronikleşir.

9) HIV ve AIDS nedir? Belirtilerii Bulaş Yolları, Nasıl Bulaşmaz? HIV ve AIDS Test ve Tedavi Yöntemleri Nelerdir? PeP, PrEP, B=B, ART Tedavisi

  • HIV Human Immunodeficiency Virus yani İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsüdür.
  • Yalnızca insanda barınabilen ve insandan insana geçişi olabilen bir virüstür.
  • HIV negatif; kişinin HIV ile enfekte olmadığının göstergesidir. Tam karşısında ise HIV pozitif; kişinin HIV ile enfekte olduğunun göstergesidir.
  • Virüs kişilerdeki antikorları (savunma hücrelerini) etkileyerek bağışıklık sisteminin gücünü düşürmektedir.
  • Her bireyin bağışıklık sistemi birbirinden farklılaştığı için her bireyde farklı seyir izleyebilir.
  • HIV kılıfsız bir yapıya sahiptir. Yani hava ile temasından çok kısa bir süre sonra etkinliğini yitirmektedir.
  • Kişinin HIV ile enfekte olduktan sonra ilk 3 ay içerisinde geçirdiği süreye pencere dönemi denir.

. Bu dönemde kişinin yaptırdığı testlerde sonucu negatif çıkmaktadır fakat HIV ile enfektedir ve bulaştırıcıdır. (Bazı yeni nesil testlerde pozitif çıkma durumu vardır.)

. Bu yüzden riskli davranıştan 3 ay sonra yapılan testlerde doğru sonuç alınır.

  • Kişinin HIV ile enfekte olduktan sonraki 2 yıldan 12 yıla kadar hiçbir belirti göstermediği evreye belirtisiz dönem denir. Bu dönem kişilerin bağışıklık sistemlerine, viral yüklere, bulaş yoluna bağlı olarak değişmektedir ve bazı bireyler erken belirti göstermeye başlarken bazı bireyler çok uzun süre belirti göstermeyebilir. Unutulmamalıdır ki bu dönemde de HIV geçişi olabilir.
  • HIV’in tedavi edilmediği taktirde oluşabilecek döneme AIDS evresi diyoruz. Bu süreçte görülebilecek belirtiler AIDS belirtileri değildir. Bağışıklık sistemi zayıfladığı için karşılaşılan fırsatçı enfeksiyonların belirtileri görülebilir. Bu sebeple kişiden kişiye değişiklik gösterir.
  • AIDS Acquired Immunodeficiency Syndrome yani Kazanılmış/Edinilmiş İnsan Bağışıklığı Yetmezliği Sendromu’dur.
  •  Yani bir hastalık değil hastalıklar tablosudur.
  • HIV’den farklılaştığı nokta ise HIV bir virüs olup AIDS bir evredir.
  • Bu evrede vücudun bağışıklık sistemi düşüşe geçtiği için farklı fırsatçı enfeksiyonlara açık hale gelir.
  • Yani AIDS bir hastalık değil hastalıkların oluşturduğu bir tablodur.
  • Düzenli olarak danışmanlık alarak test yaptırmak oldukça önemlidir.
  • HIV yalnızca 4 vücut sıvısı ile geçiş yapmaktadır.

. Bunlar meni, vajinal sıvı, kan ve anne sütüdür.

  • Meni ve vajinal sıvı ile geçiş; korunmasız cinsel ilişki (oral, anal, vajinal) yoluyla gerçekleşmektedir.
  • Kan yolu ile geçiş; kontrolsüz kan ve organ nakilleri ve ortak şırınga kullanımı ile gerçekleşmektedir. HIV’in kılıfsız yapısı gereği hava ile temas eden durumlarda geçiş oranı düşmektedir.
  • Gebeden yenidoğana geçişte (dikey geçiş) ise;

. Gebelik sırasında plasenta yoluyla

. Doğum sırasında kan ile

. Doğumdan sonra emzirirken yani anne sütü ile geçiş yaşabilir.

  • Fakat günümüzdeki tıbbi gelişmelerden kaynaklı, ebeveynden yenidoğana geçiş çok büyük oranda düşmektedir.

. Türkiye’de bu geçiş engelleyici tedavileri devlet ücretsiz olarak sağlamaktadır.

  • HIV;

. öpüşerek

. sivrisinek ısırığıyla

. tokalaşarak

. dans ederek

. aynı tabaktan yemek yiyerek

. bir bardak suyu paylaşarak

. aynı tuvaletleri kullanarak

. aynı havuzu kullanarak bulaşmaz.

  • Bu yollarla bulaş olacağına dair söylemler sadece söylenti olan birer mittir, birer doğru bilinen yanlıştır!
  • PEP (Post Exposure Prophylaxis) Riskli Temas Sonrası Önleme Tedavisi olarak adlandırılmaktadır.

. Olası virüsün vücuda tutunmasını, kendini kopyalamasını ve vücuda yayılmasını önlemek için kullanılır.

. Riskli davranıştan sonraki ilk 72 saatte kullanılması gereklidir.

. Bir hekim öncülüğünde kullanılmalıdır. Hayat boyu kullanılan bir ilaç olmamakla beraber hekim tarafından bu değiştirilebilir.

. Türkiye’de reçete ile eczanelerden, ücret karşılığı satın alınmaktadır. Ancak mesleki maruz kalmalarda özellikle sağlık çalışanlarına, cinsel tacizin ve şiddetin raporlandığı durumlarda ücretsiz olarak karşılanmaktadır.
. Sadece HIV’e karşı korur.

  • PrEP (Pre Expore Prophylaxis) Riskli Temas Öncesi Önleme Tedavisi olarak adlandırılmaktadır.

. PrEP kullanımı bireylerin HIV ile karşılaşması durumunda virüsün hücrelere tutunarak çoğaltmasını durdurur ve bireylerin HIV ile enfekte olmasını engeller.

. Çoğunlukla HIV ile yaşamayan ancak karşılaşma ihtimali yüksek olan kişilerin kullandıkları bir tedavi yöntemidir.

. PrEP’i hekimin önerdiği şekilde düzenli kullanmak oldukça önemlidir.

. Kullanan kişilerin HIV statüsünü bilmesi gerekmektedir. Kişinin HIV+ olması durumunda PrEP kullanımı tedavide kullanılan ilaçlara direnç gösterebilir.

. PrEP kullanımında danışmanlık alınmalı ve 3 ayda bir hekim kontrolüne gidilmelidir.

. Türkiye’de PrEP genel sağlık sigortası kapsamında değildir yüksek bir ücret karşılığı eczanelerden satın alınabilir.

. Sadece HIV’e karşı korur.

  • Kondom

. Kondomlar penis ve vajina (dahili) kondomu olarak ikiye ayrılmaktadır.

. Doğru kullanımında çoğu enfeksiyona karşı koruyan bir korunma materyalidir. HIV’e karşı da korumaktadır.

. Ayrıca kondom kullanımı istenmeyen gebelikleri de önleyen bir korunma yöntemidir. Yani hem cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan hem de gebelikten (yani ikisini birden kapsayan) koruyan tek yöntemdir.

. Kişi kendi kendine uygulayabilir ve uygulanması oldukça basittir.

. Makul bir ücret karşılığı birçok yerden satın alınabilir.

. Kondomlar Sağlık Bakanlığı standartlarına uygun yapıldığı için çeşitleri arasında daha çok koruyuculuktan veya daha az koruyuculuktan bahsedilemez.

. Penis kondomu ülkemizde oldukça çok erişilebilirken vajina (dahili) kondomları gerek sosyal sebeplerden gerek de ücreti yüksek olması sebebinden satışı yoktur.

  • ART Tedavisi

. HIV tedavisine ART tedavisi denmektedir.

. Kesin bir tedavi yöntemi değildir fakat gelişmiş ilaçlarla baskılanabilir, kontrol altına alınabilir ve düzenli kullanımı sonucu bireylerin kanında hiç rastlanmayacak kadar virüsü azaltabilir.

. Kişiler tedaviye eriştikten ve düzenli kullanıma başladıktan sonra yaşam standartlarında hiçbir aksilik olmadan veya düşen yaşam standartlarını eski haline getirerek yaşamlarına devam ederler.

. Türkiye’de genel sağlık sigortası kapsamındadır.

  • B=B (Belirlenemeyen= Bulaştırmayan)

. UNAIDS’in yaptığı çok sayıda partner çalışmasına göre tedaviyi düzenli kullanan bireylerin partnerlerine HIV geçişi olmamıştır. Ayrıca yapılan kan testlerinde de virüs kanda tespit edilememektedir. (https://www.unaids.org/sites/default/files/media_asset/undetectable-untransmittable_en.pdf)

. Bu yüzden adından da anlaşılacağı üzere düzenli tedaviye erişimde virüs belirlenemez ve kişiler arasında geçiş mümkün olmaz.

. Bu veriler damgalamaya karşı besleyici bilimsel bilgilerdir.

  • Son olarak HIV’in kesin bir tedavisi yoktur fakat gelişen tıp ile oldukça etkili tedavi ve korunma yöntemleri mevcuttur. Ayrıca düzenli test kontrolleri oldukça önemlidir.

10) Doğru Kondom Kullanımı

  • Penis kondomu ülkemizde oldukça çok erişilebilirken vajina (dahili) kondomları gerek sosyal sebeplerden gerek de ücreti yüksek olması sebebinden satışı yoktur.
  • Çift kat kondom kullanmak veya hem vajina (dahili) kondomu hem penis kondomu kullanmak doğru değildir. Yırtılma oranını artırarak riskli bir davranış oluşturmaktadır. Etkili korunma için tek kondom yeterlidir.
  • Kondomlar tek kullanımlıktır. Boşalma olsun olmasın bir daha o kondom kullanılamaz.
  • Vajina (dahili) kondomu vajinaya veya anüse yerleştirildikten sonra 6-8 saat kalabilir.
  • Vajina (dahili) kondomu anüs için de uygulanabilir.
  • Doğru kondom kullanımına başlarken öncelikle kondomlara özel taşıma kaplarında taşınmalıdır. Rastgele çantaya, cebe vb. gibi yerlere konulmamalıdır. Çünkü kondom bu gibi yerlerde zedelenebilir, gözle görülmeyecek kadar küçük delinebilir, yırtılabilir.
  • Kondom kullanılmadan önce mutlaka son kullanma tarihine bakılmalıdır. Eğer son kullanma tarihi geçtiyse kesinlikle kullanılmamalıdır.
  • Kondom pakedi açılmadan önce kondomu, pakedinin bir ucuna nazikçe itip hava kaçırıp kaçırmadığı kontrol edilmelidir. Eğer hava kaçırıyorsa kullanılmamalıdır.
  • Kondomların bir tarafı tırtıklı bir tarafı düzdür. Tırtıklı tarafları alta ve üste denk gelecek şekilde tutulmalıdır. Kondom bir tarafa (sağa veya sola) doğru kaydırılır ve boş kalan alandan açılır. Diş, tırnak veya keskin bir objeyle açmak kondoma zarar verebilir.
  • Kondom, pakedin açılan kısmına doğru pakedin altından ittirilerek çıkartılır.

Penis Kondomu İçin;

  • Kondomu tutacağınız elinizin baş ve işaret parmaklarının iç kısımlarıyla kondom iki parmak arasına alınır. Burada önemli nokta tırnakların kondoma temas etmemesidir. Zira ettiği durumlarda, kondomda, gözle görülmeyecek kadar küçük yırtıklar meydana gelebilir. Bu da koruyuculuğunu kaybetmesine sebep olabilir.
  • Kondom biberon şeklindedir. Kondomun sarmalı (kıvrımı) içten dışarıya gelecek şekilde, üflenerek takılacak şekle getirilir.
  • Boşta kalan el ile biberon şeklindeki olan ucundaki alan iki parmak ile tutulur (amaç hava kalmasını önlemek zira penetre durumunda kondom zedelenebilir.).
  • Kondom bu hali ile erekte haldeki penis ucuna yerleştirilir ve diğer elle yuvarlanır. Buradaki önemli noktalardan birisi erekte haldeki penise uygulanmasıdır. Erekte olmayan penise uygulanması halinde kondom içerisinde hava kalabilir ve bu zedelenmeye yol açabilir.
  • Boşalma olsun olmasın kondom iki elin avuç içiyle tutularak yavaşça çekilir ve çıkartılır. Buradaki önemli nokta kondom içindeki sıvının olası dökülme ihtimaline karşı cinsel organlardan uzakta çıkarılmalıdır.
  • Çıkarttıktan sonra kondom içindeki sıvı akmayacak şekilde aşağı doğru tutulur ve diğer elin iki parmağı ile yukarıdan aşağıya doğru hava sıkıştırılarak hava kontrol edilir. Kondomda herhangi bir hava kaçırma durumunda en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması önemlidir.
  • Son olarak kondom çöpe atılır.

Vajina (Dahili) Kondomu İçin;

  • Vajina (dahili) kondomunun yapısı silindir şeklinde bir tarafı kapalı bir tarafı açıktır.
  • Kapalı olan kısmındaki yuvarlak alanı serçe parmağı hariç diğer parmaklar yardımı ile tırnaklar temas etmeden düz bir alan oluşturacak şekilde tutulur.
  • Vajina (Hazne) veya anüs içerisine yerleştirilir.
  • Kullanım sonrası (boşalma olsun olmasın) kondom 360 derece döndürülür (düğüm oluşturmak gibi) ve çıkartılır. Buradaki amaç herhangi bir sıvı varsa akmasına engel olmaktır.
  • Kondom içerisindeki hava sıkıştırılarak herhangi bir hava çıkışı var mı diye kontrol edilir. Hava çıkışı olması durumunda sağlık kuruluşuna başvurmak önemlidir.
  • Son olarak kondom çöpe atılır.